21 Ağustos 2017 Pazartesi

Sosyolog ERDAL SARIÇAM ile "Kadın Kimliğini Ayağa Kaldıranlar" üzerine...

06 Şubat 2017, 11:46
Sosyolog ERDAL SARIÇAM ile
İstanbul Ajans
Röportaj: Eray CAN (Adnan Menderes Üniv. Yüksek Lisans Öğrencisi) Kitabınızın isminden başlamak istiyorum hocam. Neden “Kadın Kimliğini Ayağa Kaldıranlar”? Kadın kimliği ayakta değil mi sizce? Evet, maalesef kadın kimliği bence bugün ayakta değil; layık olduğu yerde, o noktada değil. Televizyonlara bi baksanıza. Bunun sebebiyse, öncelikle vahşi kapitalizm ve paralelinde biz erkekler… Bunu söylemek çok acı ama bu iki faktör nedeniyle, dünyanın birçok yerinde kadınlar, ortaya koydukları fedakârlıklarla veya insanlığın hizmetine sundukları büyük başarılarla değil, sadece bedensel varlıklarıyla öne çıkarılıyorlar. Bunları söyleyince akla ilk Batı toplumları geliyor. Bu tabi sadece Batı toplumlarıyla sınırlı değil. Doğu toplumlarında da durum aynı... Doğu’da da kadın kimliği çok aşağılara zorla çekilmiş durumda. Batı’da nispeten varlık gösteren kadın, Doğu’da yok hükmünde adeta. Ve genellikle, zorla ve kasten geri bırakılmış olan İslam ülkelerinde… İslam’ın kadın kimliğine verdiği muhteşem değer, bugün ne yazık ki, ellerinden çekilip alınmış halde. Bu feci bir durum… Bu kitabı yazmanızdaki sebep de bütün bu anlattıklarınıza mı bağlı? Şimdi, aslında evet… Kadının kutsal kimliğinin ayaklar altına alındığı bir dönemde, bu bilinci taşıyan bir erkek olarak ne yapabilirim, diye düşündüm. Ve kadın kimliğine dikkat çekmeye karar verdim. Bu kitap bu amaçla yazıldı. Kendi sahasında ciddi engelleri aşmış, saygın başarılara imza atmış, insanlığın gelişimi için çok kritik projeleri hayata geçirmiş kadınları bir araya getirmek ve insanların dikkatine sunmak… Bu kitapla bunu başardığıma inanıyorum. İyi bir biyografi kitabı oldu. Peki, bu kitabın bir hikâyesi var mı? Elbette var. Her kitabın bir hikâyesi vardır; her insanın bir hikâyesi olduğu gibi… Bu kitap aslında benim bir süredir üzerinde çalıştığım bir projeydi. Tamamlanması ve basılması ise 15 Temmuz 2016’da yaşadığımız hain darbe girişiminden sonra oldu. Hatırlarsınız; o günlerde kamyon kullanarak darbeye direnen bir hanımefendi ile direniş sırasında vurularak şehit edilen birkaç hanım kardeşimiz vardı ve uzun süre gündemde kalmışlardı. O hanımların cesaretleri ve fedakârlıkları aylarca konuşuldu. Birçok kurumda uzun süre resimleri asıldı; gençlere, öğrencilere örnek gösterildi. Ama burada bir yanılgı vardı bence. Sanki kadınlarımız ilk kez böylesine büyük bir cesaret örneği göstermişlerdi! Sanki ilk kez vatan için can vermiş, din ve namus adına ilk kez ön saflara atılmışlardı! Bu doğru değil. Bzim tarihimiz bu ve buna benzer nice kahramanlık öyküleriyle doludur. En yakın örneğini Kurtuluş Savaşı’mızda defalarca gördük. Nene Hatunlar, Şerife Bacılar, Üsteğmen Kara Fatmalar, Halide Çavuşlar, Adile Onbaşılar, Nezahat Onbaşılar, Gördesli Makbule Hanımlar ve daha niceleri… Ancak pek bilinmiyorlar maalesef. Bizim büyük eksiğimizdir bu! İşte ben de her bakımdan zirveye ulaşmış, kendi dalında büyük başarılara imza atmış, büyük kahramanlık destanları yazmış “kadınları” bir araya getirerek insanların dikkatine sunmak istedim. Bu düşüncelerle birlikte, “Kadın Kimliğini Ayağa Kaldıranlar” ortaya çıktı. Kitabımın ilk sayfasında ise şu not yazıyor: “Bu kitabı, başta 15 Temmuz darbe girişiminde hayatını kaybeden kadınlarımız olmak üzere, şiddet mağduru tüm kadınlara adıyorum.” Kitapta kimler yer alıyor? İçeriğinden bahseder misiniz biraz? Bahsedeyim. Öncelikle yerli ve yabancı 44 ismi içerdiğini söyleyebilirim. Kendi kişisel gayretleriyle büyük zorlukların üstesinden gelmiş, büyük başarılara imza atmış, dünya çapında çok önemli projelere adını yazdırmış çok saygın isimler bunlar. Çok detayına girmek istemiyorum ama bir kaç örnek vereyim: Mesela kör, sağır ve dilsiz olduğu halde üniversite eğitimi dâhil olmak üzere tüm eğitim merhalelerini kat edip pedagog olan Helen Keller, 17 kaldığı akıl hastanesine yıllar sonra psikiyatri profesörü ve hastane müdürü olarak geri dönen Marie Balter, hemşirelik kurumunu icat eden Florence Nightingale, otistik olmasına rağmen tüm eğitim basamaklarını aşıp zoolog doktor olmayı başarmış Temple Grandin, aile danışmanlığı kurumunun mucidi Virginia Satir… Ve bizden isimler… Nasa’da görevli ilk ve tek Türk Neva Çiftçioğlu, Dünya’nın en genç bilim insanlarından Canan Dağdeviren, Dünya’nın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen, ilk Müslüman Türk aile eğitimcisi Fatma Aliye… Sonra Esma Biltaci, Ayşe Şasa, Güler Sabancı, İdil Biret, Rabia Kadir, Ümmiye Koçak, Hazreti Hatice, Hazreti Meryem ve Hazreti Sümeyye… Bütün bu isimlerin zorluklarla dolu başarı öyküleri için herkesi “Kadın Kimliğini Ayağa Kaldıranlar”a bekliyorum. Evet, çok çarpıcı bir kitap olduğu belli... Hocam, “Başarı” kelimesinin üzerinde çok duruyorsunuz. Bir kadınla, bir erkeğin başarısı arasında fark var mı? Tabi ki var; olmaz mı? Bakınız erkek egemen bir dünyada yaşıyoruz. Bunun en somut şeklini, başarıya giden yolda görebilirsiniz. Bir erkeğin doğrudan elde ettiği bir başarıyı; bir kadının elde etmesi için nice badireleri atlatması gerekiyor. Toplumsal ve ailevi baskılar, normlar, ahlaki ilkeler, kurallar, yasaklar, mobing, cam tavan ve daha niceleri… Günahları ve haramları saymıyorum bile. (Gülüyor.) Bir erkeğin rahatlıkla varacağı bir hedefe, bir kadının varması çok ciddi mücadelelerden sonra gerçekleşebiliyor. Bugün bunu herkes kabul ediyor zaten. Bu anlamda bir kadının başarısı, birkaç erkeğin başarısına denktir, diyebilirim. Bu kitapta, bu konuyla ilgili o kadar çok örnek var ki! Bu örnekleri yazarken gözyaşlarıma engel olamadığım, hayretler içinde kaldığım çok olmuştur. Ve bir erkek olarak utandığım, tabi… Dünya’da ve Türkiye’de kadına yönelik şiddet, sıklıkla haberlere konu oluyor. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? “Ne düşünüyorsunuz?” derken, kadına yönelik şiddetle ilgili mi; haberlere konu olmasıyla ilgili mi? (Gülüyor.) Her ikisiyle de ilgili hocam. Güldüğüme bakmayın. İkisi de başlı başına trajedi… Çok büyük rahatsızlık duyduğum korkunç şeyler… Kadına yönelik şiddetin Dünya’da ve Türkiye’de artış göstermiş olması bir gerçek, evet! Ancak bunun çözümü, ne kadınlara bakanlık, vekillik, valilik gibi makamların verilmesidir; ne de sıklıkla haberlere konu edilmesi… Bakınız sorun başka! Kadın neden şiddete maruz kalıyor? Erkeğin, kadına uyguladığı şiddetin sebebi nedir? Bence bu soruları mercek altına alacak olan ciddi ve ortak bir kurul oluşturulmalı… İlk etapta sadece sosyolog, psikolog ve felsefecilerden oluşmalı bu kurul. Ve bu kurulda ilk etapta, kesinlikle siyasetçiler olmamalı. Bir işin içine siyasetçiler girince, o işe kesinlikle pislik bulaşıyor. Üzgünüm, ama gördüğüm bu. Sokrates’in, “Ya filozoflar devlet adamı olmalı; ya da devlet adamları filozof…” sözü ipucu verir belki. Sorun başka… Düşünün. Ulusal bir gazete var; çok satan bir gazete. Kadına yönelik tüm şiddet haberlerini manşetten veriyor. Güya duyarlılık. Ama aynı gazetenin arka sayfasında da kadınları eşyalaştıran, onları bir “malzemeye” dönüştüren bir sürü haber ve fotoğraf… TV’lerde de aynı bu durum. Düşünsenize; dizi filmlerde tecavüz sahneleri yer alıyor! Her TV programında, kadının dişiliği ön plana çıkarılıyor ve erkeklere bu şekilde “servis ediliyor.” Önce kadına ve kadın kimliğine saygı duyulmalı… Hani hep şu örnek verilir. Çiklet reklamında; otomobil fuarlarında görev alan bikinili kadınlar, mesela! Bu nedir? Belki de kadına yönelik şiddetin ne olduğundan başlanmalı, evet. Bu da bir tür şiddet değil midir? Paraya ihtiyacı olan genç bir kadının vücudunu, kadınlığını, ticarete alet etmek… Korkunç bir şey! Bir de kadınların, kadınlara uyguladığı şiddet var! Örneğin “evlilik programı” denen rezalette, program yapımcıları, sunucular hep kadın değil mi? Çok af edersiniz; kadın pazarlayan kadınlar bunlar! İşte bahsettiğim o kurul, önce kadına şiddetin ne olduğunu tespit edecek ve sonra, ürettikleri çözüm önerileri için topu siyasetçilere atacak. Gerekli yasal düzenlemeler neyse yapılacak ve sonuçlarına bakılacak. Çözülür mü bu şekilde? Bilmem. Hiç denenmedi! Denenmeli… Peki, kitaba tekrar dönelim. Bu sizin, yayınlanmış 10. kitabınız. Kitabın iç sayfasında Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı’nın bir yazısını, arkasındaysa kitabın Tuzla Belediyesi’nin bir kültür hizmeti ve ücretsiz olduğuna dair bir not görüyoruz. Kitabın baskısını Tuzla Belediyesi mi yaptı? Bendeniz, Tuzla Belediyesi’nde Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak çalışıyorum. Ayrıca bir yazar olan Tuzla Belediye Başkanımızın editörlüğünü icra ediyorum. Bizim belediye başkanımız entelektüel birikime sahip, kültüre, sanata ve edebiyata oldukça hâkim biridir. Aslında ben bu kitabı, baskısına talip olan 2 yayınevine vermeyi düşünmüştüm. Tabi onlar belli bir ücret karşılığı satışa sunacaklardı. Böyle bir kitabın ticarete konu olması içime sinmedi. Konuyu Belediye Başkanımıza arz ettim. Kendisi de kitabın belediye yayınları arasında basılıp, halkımıza ücretsiz takdim edilmesini teklif etti. Hakikaten büyük bir incelik… Hiç düşünmeden, sevinçle kabul ettim Başkanımızın bu teklifini. Ve Tuzla Belediyesi’nin bir kültür hizmeti olarak basılıp, halkımıza ve talep edenlere ücretsiz takdim edildi/ediliyor. Önsözü Sayın Başkanımız yazdı. Çok da güzel, nitelikli ve saygın bir proje oldu. Peki, talep edenler bu kitabı nasıl edinebilirler? İmkânı olanlar Tuzla Belediyesi’ne gelip, Beyaz Masa’dan temin edebilirler. İmkânı olmayanlar ise erdalsosyolog@hotmail.com adresine bir talep maili gönderirlerse, kendilerine ulaştırabiliriz. Henüz çok erken ama kitaba ilgi nasıl? Geri dönüşler? Çok iyi. Büyük ilgiyle karşılandı. Özellikle birçok kadın derneği toplu talepte bulundular. Siyasi partilerin kadın kolları da aynı şekilde taleplerini ilettiler. Her talebe cevap veriyoruz. Ama aslında kadınlardan çok, erkeklerin okumaları gereken bir kitap bu... Zira kadınlar zaten çoğunlukla kendi kimliklerinin farkındalar. Önemli olan, erkeklerin kadın kimliğinin farkına varmaları ve gerekli saygıyı göstermeleri. Ama dediğim gibi, kitaba çoğunlukla kadın okuyucular ilgi gösteriyorlar. Ben de her kadın okuyucuma imzalarken rica ediyorum: “Lütfen bu kitabı kocalarınıza da okutun.” diye. Peki hocam. Bize zaman ayırdınız; bu güzel sohbet için çok teşekkür ediyorum. Benim için zevkti. Ben de konuya duyarlılığınızdan dolayı sizlere çok teşekkür ediyorum.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Tuzla denince aklınıza "ilk önce" ne geliyor?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SAYFALAR

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV